• Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi edin.

Genel Paylaşım Motosiklet Tarihçesi

Hyphest

Kayıtlı Üye
Mesajlar
18
Beğeniler
4
Puanları
3
Konum
İstanbul-Kadiköy
#1
Tarihte motosikletin izine düştüğümüzde, kendimizi 130 yıldan da eski zamanlarda buluruz. Öyle ya, Daimler ilk benzinli motosikleti yapmıştır ama benzinden önce kullanılan başka enerji kaynakları da vardır, buhar gibi… İlk motosikletler ya da 'motorlu bisikletler', dönemin bisikletlerinin yapılarını temel alarak ve bunlara kömürle çalışan bir buhar motorunun eklenmesiyle oluşturulur…

İlk motosikletlerin -kabaca- dönemin bisikletlerine bir buhar makinesi eklenerek oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Aslında, tarihe, biraz motosikletlerin lehinde bir esneklikle bakıldığında, ilk bisikletlerin ortalarda görülmesiyle bunlara motor eklenmesi arasında, tahmin edilebileceğinden daha kısa süreler bulunduğu görülür.

Bisikletlere, her ne kadar Leonardo da Vinci'nin 1490 tarihli çizimlerinde rastlansa da, -bu çizimlerin da Vinci'ye ait olduğu da tartışmalıdır- bisikletlerin vücut bulması için, bunun üzerinden 300 yıl geçmesi beklenmiştir. Fransız zanaatkar de Sivrac'ın, 'Célériféré' olarak adlandırılan tasarımı, sadece iki tekerleğin bir direkle birleştirilmesinden ibarettir. Alman Baron Karl von Drais'in ‘koşma makinesi'olarak anılan ve 'Draisienne' olarak adlandırılan tasarımı ise, bir ulaşım aracından çok, üst sınıftan gençler için bir eğlence aracı olmuştur. Böyle olsa da Draisienne, pek çok kişi tarafından ‘bisikletin atası' olarak gösterilir.

Elbette ki, tarihin kayda düşen kısmından söz ediyoruz. Metal akşamıyla, zincir ve pedal sistemleriyle, yani bugünkü anlamıyla bir bisikletin yapılabilmesi o zamanlar için, bazı teknik kısıtlamalar sebebiyle pek mümkün olamasa da, Célériféré benzeri bir tasarımın, ondan çok daha önce yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

Böyle düşününce, aklı biraz havada bir kişinin de, o dönemlerde çok popüler olan buhar makinesini, bu koşma makinelerine entegre etmeyi düşünmüş olması gerekir. Zira Londra'daki Bilim Müzesi'nde bulunan ve 1818 yılına ait olduğu söylenen bir çizim, arka kısmına, üzerinde oturan insanın boyuna yaklaşan ve üzerinden buram buram duman tüten bir buhar makinesinin entegre edildiği bir Draisienne'ıgösterir. Böylesi bir tasarım, elbette ki ticari bir değer kazanmaz…

'Çılgın mucitlerin garip örnekleri' arasında boğulmaktansa, zamanı biraz ileri saralım ve ayağı daha fazla yere basan, öncü tasarımlara gelelim…

Daimler Reitwagen bisikletin tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Fransız Pierre Michaux ile oğlu Ernest Michaux'nun 1850'li yıllarda geliştirdiği ünlü 'Velocipede'ini (velespit) temel alarak, 1860'lı yılların ikinci yarısında, Almanya ve Amerika'da yapılan buharlı velespitlerde, buhar makinesi önceki denemelere oranla oldukça küçülmüştür. Eğer buharla çalışan ve iki tekerlekli bir taşıtı motosiklet kabul edecek olursak, 1868 yapımı Michaux-Perreaux buhar bisikletini dünyanın ilk motosikleti kabul etmek gerekecektir. Bu motosikleti 1869 yılında ABD'li Sylvester Howard Roper tarafından yapılan ve yine buhar gücüyle çalışan motosiklet izleyecektir.



Buharla çalışan ilk motosiklet (ABD -1868)



Howard Roper tarafından geliştirlen ve yine buhar gücüyle çalışan motosiklet örneği

Ancak uzun vadede motosikletler, Daimler'in tasarımı üzerine gelişecektir. Gottlieb Daimler (1834-1900) ismi aslında otomobil tarihiyle bütünleşmiştir. Aslında, ilk benzinli motosiklet de, motorlarını test etmek için düzenledikleri deneylerin bir ürünüdür…

Daimler önceleri, Etienne Lenoir'in iki zamanlı içten yanmalı motorunu geliştirerek, sonradan yapılan tüm otomobil motorlarının dayandığı ilkeleri barındıran ilk dört zamanlı içten yanmalı motoru geliştiren Nikolaus Otto'nun Deutz'da kurduğu gaz motoru fabrikasında teknik yöneticilik yapmaktadır. Daimler, araştırma asistanlarından Wilhelm Maybach ile taşıt araçlarını yürütmede çok etkin olabilecek içten yanmalı motorun gücünü kavrar ve çalışmalarını bu doğrultuda yoğunlaştırır. Bu konuda Otto ile görüşleri çakışınca, işten ayrılarak kendi atölyelerini kurarlar.

Daimler ve Maybach, atölyelerinde dört zamanlı Otto motorunu temel alarak benzinle çalışan, hafif ve yüksek hızlı bir motor üzerinde yoğunlaşır. Daimler'in, Otto'nun yanında çalışırken yaptığı benzinli motorlar, dakikada 130 devir yapmaktaydı. Oysa geliştirdikleri yeni motor, dakikada tam 900 devir yapabilmekteydi.

Daimler Reitwagen: Dünyanın Modern Anlamda İlk Motosikleti

Daimler ve Maybach, geliştirdikleri bu yeni motoru, çocuk bisikletlerindekine benzer şekilde, küçük denge tekerlekleri olan tahta bir bisiklete monte ederek ilk deneylerini yaparlar. Böylece, amaç farklı da olsa, 1885 yılında modern anlamda dünyanın ilk motosikleti sayılan 'Daimler Reitwagen' ortaya çıkar. Buharla çalışan öncüllerinin aksine içten yanmalı bir motora sahip olan bu ilk motosikletin hava soğutmalı motorunun hacmi 264 cc'dir ve azami olarak 11 km/saat hıza ulaşabilmektedir. İşte bu yüzden Daimler, çoğu kişi tarafından 'motosikletin babası' olarak anılır. Gottlieb Daimler'in 17 yaşındaki oğlu Paul ise modern motosikleti kullanan ilk kişi olarak tarihteki yerini alır.





İlk modern motosiklet üretilmiştir; ancak bugün bildiğimiz anlamından oldukça uzaktadır. Her şeyden önce bu motosiklet ahşaptan yapılmıştır. İyi-kötü bir motor üretilmiştir; ancak onun, bildiğimiz motosikletlere yaklaşabilmesi için, daha ince ve hafif metal konstrüksiyonların, yükü taşıyabilecek kadar kuvvetli ve ince yapıda zincir ve dişli sistemlerinin, daha konforlu ve güvenli bir sürüşü olanaklı kılan şişme lastiklerin ekonomik bir şekilde üretilebilmesi gerekmektedir, Nitekim üretilir de… 1888 yılında John Boyd Dunlop'ın ilk 'pnömatik lastiği' bulmasıyla yoldan kaynaklanan ve sürücüyü rahatsız eden sarsıntıların büyük bölümü ortadan kalkar. Ve bu sayede, yüzyılın sonuna doğru motosikletler, ticari bir ürün haline gelerek yaygınlaşır…



Hildebrand & Wolfmüller adıyla Almanya'da seri üretime giren ilk motorlu iki tekerlekli aracın tarihsel önemi çok büyüktür. Motorrad (İngilizce motosiklet) adı verilen ilk araçtır.

1894'te Hildebrand ve Wolfmüller'in Almanya'da aldıkları patent, motosikletlerin ticari bir ürün haline gelmesindeki ilk adımdır. Dünyanın ilk seri üretim motosikleti olan Hildebrand ve Wolfmüller, 1.489 cc su soğutmalı motoru ile 45 km/saat hıza erişebilmektedir. Bir sonraki yıl, Fransız şirket De Dion Bouton, motosikletlerin kitlesel üretimi ve yaygınlaşmasında büyük payı olan bir motor üretir. Bu küçük, hafif, yüksek devirli ve dört zamanlı motor, birçokları tarafından tüm motosiklet motorlarının anası olarak gösterilir. Bu motor, bundan sonra geliştirilecek ve büyük ticari başarılar kazanacak olan ABD'deki Indian ve Harley-Davidson da aralarında olmak üzere, çoğu motosiklet üreticisi tarafından taklit edilir. Bu iki şirket, kelebeğin ve tutuşma zamanının erken ya da geç olmasının ayarlanabilmesini denetim altına alınmasına olanak veren gidonlardaki döner kumanda sapının kullanılmasına öncülük etti.

Motosikletin Bir Yaşam Biçimine Dönüşmesi

Che Guevara ve motosiklet tutkusu 20. yüzyılın başlarında, motosikletlerin yaygınlaşması için gereken ortam sağlanmıştır. Bunun yanında, saflar da keskinleşmiştir. Otomobil üreticileri kendi yollarında ilerlerken, motosiklet üreticileri de kendi yollarını belirler. Atlantik'in öte yanındaki ilk ticari üretimi, 1895'te, Massachusetts'te bulunan Metz firması, Orient-Aster adını verdiği modelle gerçekleştirir. Artık, motosiklet üretiminde önderliği ABD alacaktır. Excelsior, Indian, Pierce, Merkel, Schickel ve Thor gibi çeşitli firmalar ortaya çıkar. Bu firmalar arasında özellikle, 1903'te, William Harley ve arkadaşları Arthur ve Walter Davidson tarafından kurulan Harley-Davidson Motor Şirketi, bazı motor tutkunları tarafından efsaneleştirilir ve hâlâ geçerliliğini korumak üzere, en güçlü Amerikan ikonları arasındaki yerini alır…

Motosiklet Amerika'da da yaygınlaşıyordu 1905'e gelindiğinde en büyük yapımcılar Harley Davidson ve Indian idi. İki şirket de, gaz kelebeğini ve tutuşma zamanının öne alınması ya da geciktirilmesini denetim altına almak amacıyla, gidonlarda döner kumandalı sapın (1) kullanımına öncülük ettiler. 1905 modeli, 1,75 beygir gücündeki Indian'ın tek silindirli (tek parça dökme çelik) bir motoru vardı. Harley Davidson ilk çift V silindirli motoru 1909'da üretmiş ve o zamanda beri motorların çoğunda aynı düzeni kullanmıştır. 1914'e gelindiğinde motosikletlerin hız rekoru saatte 150,5 km'e ulaşmıştı aynı yıl, I.Dünya savaşında İngiliz ordusu motosiklet kullanmaya başladı ve yanına makineli tüfekte taşıyabilinen sepet takılı motosikletlerden yararlandı.



Los Angeles Motosiklet Venedik Kulübü, California, 1911

Carl Stearns Clancy: Dünyayı Motosikletle Dolaşan İlk Kişi

1912 senesinde Carl Stearns Clancy ve sürüşte kendine eşlik eden arkadaşı Walter Storey, dünyayı turlayan ilk motosikletçiler oldular.
1912 senesinde sadece 5 adet üretilen Henderson marka motosikletlerin iki tanesi ile tura çıkan ikili, Philadelphia ‘dan ayrılarak İrlanda Dublin'e gider ve turlarına oradan başlarlar. Clancy'nin 1912 Henderson motosikleti 7bg gücünde, ön freni olmayan ve döneminde dünyadaki en hızlı motosiklet olarak pazarlanan bir araçtı.



Clancy, İrlanda asıllı Amerikan vatandaşıdır ve tura Dublin'de başlama fikri buradan çıkar. İspanya'nın güneyi ile başlayarak Kuzey Afrika ile devam eden tur Uzakdoğu, sonrasında San Fransisko ve nihayetinde New York ‘a ulaşıldıktan sonra tamamlanır. Clancy yolculuğu anlatırken en zor bölümler olarak San Fransisko, Kaliforniya – Portland, Oregon, ve New York'a ulaşmak için geçilen ABD ‘nin kuzey bölgesini söyler. Yolculuk 10 ay sürmüştür ve toplamda 29-30 bin km yol yapılmıştır.

1920'ye gelindiğinde hemen tüm büyük motorlu araçlarda transmisyon, zincir ya da şaftla sağlanıyordu. Bu sırada üstten supaplı motorlar ortaya çıkmaya başladı ve bazıları Harley Davidson ve Indian'daki 1.000sm'lüklerde olduğu gibi, silindir başına dört supabı vardı. Almanya'da BMW ilk motosikletlerini karşılıklı yatay silindirli bir motorla çıkardı. Bu, günümüzde de kullanılan bir düzenlemedir.
Özellikle Amerika'da trafik arttıkça polis kuvvetleri devriye görevleri için motosiklet kullanmaya başladı. Henderson ve Indian gibi şirketler tarafından üretilen bütün dört silindirli araçlar, özellikle uzun, düz Amerikan yollarında kullanılmaya uygundu.



I.Dünya Savaşı ABD Ordusu'nda Harley-Davidson

Motosiklet kullanımı, 1910'lardan sonra epey yaygınlaşır. 1. ve 2. Dünya Savaşlarında motosikletler bir askeri araç olarak kullanılır. 1. Dünya Savaşı'na kadar yıllık 20.000 motosiklet üretimiyle en büyük motosiklet üreticisi unvanını elinde bulunduran Indian, 1920 yılında bu unvanını ürünleri 67 ülkede satılan Harley-Davidson'a bırakır. Savaştan sonra, motosikletler yaygınlaşmaya devam ederken, kullanım alanları çeşitlenir. Spor motosikletlerin yanında, zaman zaman yanma takılan sepetlerle çeşitli ticari işlerde ve kamu görevlerinde motosikletler çokça kullanılır. 1930'ların başında DKW, 1950'lerde BSA Group, 1955'ten 1970'e kadar NSU dünyanın en büyük motor üreticileri unvanını sırayla taşır.



Washington D.C ABD, 15 Eylül 1937



Essex Eğlence Park'ında Doris Smith'in ölüm duvarında serbest sürüş gösterisi, İngiltere-1938

Motosiklet satışları en büyük patlamasını tüm dünyada devrim rüzgarlarının estiği 1960'lı yıllarda özellikle Honda'nın ABD'deki reklam kampanyası ile yaşar. 1962 yılında 'Honda ile güzel insanlarla tanışırsınız' sloganıyla başlayan bu kampanya ile Honda; toplumda klişeleşmiş asi, isyancı, antisosyal motosikletçi imajını yıkarak motosikletin herkes için olduğunu iddia eder. Sonuç oldukça başarılıdır. 1955 yılında kurulan bu küçük Japon markası yalnızca üç yıl içinde ABD'de 90.000 motosiklet satar. Tüm ABD'deki motosiklet sayısı ise bu üç yıllık dönemde tam iki katına çıkar. 1965 yılında yaklaşık 645.000 olan ABD'deki motosiklet sayısı, Honda'nın başlattığı rüzgar ile 1975 yılında 5 milyonu aşacaktır.



İtalya'dan Vespa Scooter'ın Aşk Temalı Duvar Tabelası

Günümüzde motosiklet piyasası Harley Davidson, BMW ya da Ducati gibi istisnalar haricinde büyük oranda Honda, Yamaha, Kawasaki, Suzuki gibi Japon firmaların egemenliği altındadır. Az gelişmiş ülkelerde ucuz ve düşük hacimli motora sahip motosiklet piyasasında ise en büyük oyuncu Hindistanlı firmalardır.

Bugün kimilerine göre 'özgürlüğün simgesi', kimilerine göre 'bir yaşam biçimi', kimilerine göre 'ekmek teknesi', kimilerine göre ise, karışık şehir trafiğinde, otomobillerin arasından sıyrılıp gitmeye yarayan pratik bir araç motosiklet. Artık -bazı bilinçli müdahaleleri saymazsak- eski modellere göre son derece sessiz, hafif ve hızlılar. Hatta bazıları, olması gerektiğinden de hızlı…
Kaynakça:
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.
Bu linki görmek için izniniz yok Giriş yap veya üye ol.